8 Mart’ta barış, eşitlik ve özgürlik içim elele verelim!

ABD’de 129 kadın, 8 Mart 1857 günü fabrikada yanarak yaşamını kaybetti. Amaçları insanca yaşamak ve çalışmaktı. 169 yıldır kadınlar hala eşit ve özgür değiller. Bunun için 8 Mart günü dünyanın her yerinde milyonlarca kadın, baskıya, şiddete, yoksulluğa ve savaşa karşı sokaklara çıkıyor. Adaletsizlik ve eşitsizlikten daha fazla etkilenen göçmen kökenli kadınlar olarak bizler de yürüyüşlerde, etkinliklerde taleplerimizle biraraya gelelim!
Silahlanma ve savaşlara değil, kadınlar için bütçe!
Hükümetler bir yandan silahlanmaya rekor düzeyde bütçeler ayırıp ve devlet kasalarını zenginlere peşkeş çekerken, diğer yandan emekçilerin kazanılmış haklarına saldırılar artıyor. Ve sosyal kısıtlamaların ekonomik yükünü en çok taşıyan da kadınlar oluyor.
CDU/CSU-SPD hükümeti, eyalet hükümetleri ve belediyeler kadın ve çocukların korunması için ayrılan bütçelerden, eğitimden, sağlık hizmetlerinden ve gençlik hizmetlerinden kısıtlamalar yapıyor. Örneğin; yeterli personel olmadığı için kreş yerleri yok ediliyor veya yoksul aileler pahalı olduğu için kreş ücretlerini ödeyemez durumda. Çocuk ve ailenin bakımı için kısa süreli çalışmak zorunda kalanların yüzde 70’ten fazlasını kadınlar oluşturuyor. Şartlar böyleyken, hükümet şimdi de, sermayenin işgücü ihtiyacını karşılamak için kısa süreli çalışma hakkını kaldırmak istiyor.
Almanya’da neredeyse her gün bir kadın eşi veya ayrıldığı eşi tarafından öldürülüyor. Her üç dakikada bir kadın şiddete maruz kalıyor. Her gün 140’tan fazla kadın ve kız çocuğu cinsel şiddetin kurbanı oluyor. Her yıl binlerce kadın kapasite yetersizliği nedeniyle sığınma evlerinin kapısından geri çevriliyor. Silahlara milyarlarca yatırım yapan ancak kadın sığınma evlerine ayrılan fonları kesen, İstanbul Sözleşmesi’nin şartlarını yerine getirmeyen hükümet, kadınları şiddetten koruma sorumluluğu taşımıyor.
Biz, silahlanmaya değil, korunma, eğitim, sağlık ve sosyal altyapıya yatırım yapılmasını talep ediyoruz. Savaşlara hazırlık için çocuklarımıza zorunlu askerlik dayatmasına ‘hayır’ diyoruz!
Yoksulluğa karşı insanca bir ücret için!
Gittikçe düşen ücretler, yüksek ev kiraları ve pahalılık kadınları her geçen gün daha da yoksullaştırıyor. Üstelik kadınlar, Almanya’da erkeklerden yüzde 14 daha az ücret alıyor. Çoğunlukla kısa süreli işlerde, düşük ücretli işkollarında çalışan kadınlar için yaşlılıkta yoksulluk da giderek artıyor. Bu nedenle, eşit işe eşit ücrete, asgari ücretin artmasına, temel geçim parasına, güvenli bir emeklilik sistemine ve kadınların gerçek anlamda toplumsal yaşama ve iş yaşamına katılımını sağlayacak ücretsiz çocuk bakımı hizmetlerine ihtiyacımız var. Bunun için toplu sözleşmeler döneminde ücret artışı için mücadele eden, sendikalılaşma ve güvenceli iş mücadelesi veren kadınlarla dayanışma içindeyiz. Çünkü, kadınların kendi kaderlerini belirleyebilecekleri bir yaşam sürmelerinin maddi şartları, şiddetten kurtulmak ve eşitlik için bir ön koşuldur.
Ayrımcılık ve bölünmüşlüğe karşı dayanışma için!
Göçmenler ve mülteciler, sadece ırkçı-sağcı partiler tarafından değil, hükümet partileri tarafından da artan toplumsal sorunların nedeni, sorumlusu olarak gösteriliyor. Siyasi partilerin, önyargıları körüklemesinin arkasında, toplumsal sorunların asıl nedenlerinin üstünü örtme çabası yatıyor. Özellikle de kadınlara yönelik şiddeti bir dine ve etnik kökene aitmiş gibi göstererek de, milliyetçi-ırkçı politikalarıyla kadınları etkilemeye çalışıyorlar. „Kız çocuklarının“ güvenliğini gerçekten önemseyen herkes, İstanbul Sözleşmesi’ni tam olarak uygulamalı ve acil olarak kadın sığınma evleri yapmalıdır. Ancak bu demagojiyi yapanların amacı, kadınları korumak değil, emekçileri bölme ve düşmanlaştırma politikaları üzerinden zenginlere hizmet etmektir. Sosyal kısıtlamaların, işten çıkarmaların veya artan fiyatların nedeni göçmenler değil, kârı insanlardan üstün tutan bir sistemdir. Kadınlar olarak da diyoruz ki; ‘bizi bölmelerine izin vermeyeceğiz’!
Eşitlik ve barış için!
Dünya genelinde kadınlar zor koşullar altındalar ama daha iyi bir yaşam için mücadele ediyorlar. Örgütleniyorlar, direniyorlar, pes etmiyorlar. 8 Mart’ta bizler de sokaklara çıkalım. Eşitlik, şiddetten uzak bir yaşam ve barış için sesimizi yükseltelim!
