78. yılında Nakba – Ortadoğu’ya barış!

Foto: DIDF

15 Mayıs, yüz binlerce Filistinlinin kendi topraklarından zorla sürülmesine ve köklerinden koparılmasını ifade eden Nakba (Felaket) günüdür. Bugün de, sözde ateşkese rağmen, İsrail hükümeti tarafından Filistin’de sürdürülen soykırım ve yıkıma seyirci olmak zorunda kalıyoruz. Yalnızca birkaç hafta önce İsrail parlamentosu, ölüm cezasını temelde yalnızca Filistinlilere uygulayacak şekilde genişleten bir yasa kabul etti. Ekim 2023’ten bu yana 71.600’den fazla insan hayatını kaybetti, 171.300’den fazlası yaralandı. İsrail artık Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını kontrol altında tutmakta ve halkı giderek küçülen alanlara sıkıştırarak insanlık dışı koşullarda yaşamaya zorlamaktadır. Gazze’de açlık ve korku sürerken; İsrail’in saldırıları başta İran ve Lübnan olmak üzere, bölgeye yayılmış durumda.

İnsan haklarının tümüyle çiğnenmesine ve BM İnsan Hakları Konseyi’nin bunu açıkça soykırım olarak nitelendirmesine karşın, AB ve Almanya bu duruma yalnızca timsah gözyaşıyla karşılık vermiştir. Başbakan Merz liderliğindeki federal hükümet, „Gazze’nin barışına ve yeniden inşasına katkıda bulunacağız“ derken „İsrail’i desteklemeye devam“ tutumu ilan etti. Uluslararası hukuk uzmanları Filistin halkına yönelik bir soykırımdan açıkça söz ederken ve uluslararası kurumlar çekingen tutumu nedeniyle eleştirirken, federal hükümet İsrail’i koşulsuz biçimde destekleme politikasını sürdürmekte ve 2023’ten itibaren bu desteği artırılmış, silah teslimatlarıyla da pekiştirmiştir. Bu sayede yalnızca Gazze’deki soykırım ve yıkım desteklenmekle kalmayıp Lübnan ve İran’a yönelik uluslararası hukuku ihlal eden saldırılara da dolaylı olarak desteklemektedir.

Bunun yanı sıra federal hükümet, İsrail hükümetinin şiddetini ve yerleşim politikasını eleştirirken son derece ölçülü bir dil kullanmaya devam etmektedir. Dış politika ve devlet politikası ise değişmeden kalmaktadır. Bu arada savunma şirketleri büyük siparişler almayı ve Ortadoğu’daki savaşlardan kâr elde etmeyi sürdürmektedir. Almanya, ABD’nin ardından İsrail’e silah tedarik eden ikinci büyük ülke olmaya devam etmektedir.

İşte bu noktada, Gazze’deki yıkıma karşı yükselen demokratik ve barışçıl seslere uygulanan baskı da devreye girmektedir. İsrail devletine yönelik her türlü eleştirinin antisemitizm sayılacağı bahanesiyle Almanya’da, Filistin yanlısı protestolara saldırılar sürdürmektedir. 2023’te savaşın başlamasıyla birlikte pek çok şehirde Filistin dayanışması mitingleri ve gösterileri yasaklandı. Öğretmenler, konu hakkında konuşmak isteyen öğrencileri bir kenara çekmeleri ve gerektiğinde derslerden uzaklaştırmaları için yönlendirildi. Üniversitelerde öğrenciler zorla kayıt sildirmeyle karşı karşıya bırakıldı. Nakba anması vesilesiyle günümüzde de bu antidemokratik baskı sürmektedir. Hamburg’daki „Bridges of Resistance“ adlı Filistin kamp etkinliğinin ulusal çapta yasaklanması için her yol denendi; ancak bu yasak yerinde gerçekleştirilen protestolarla engellenebildi.

Bütün bunlardan ötürü, Almanya’nın bu süreçteki sorumluluğunu gözler önüne sermek için herkesi sokaklara çıkmaya çağırıyoruz. Geçen yıl Berlin’de yüz binlerce kişi, Filistin halkıyla dayanışma içinde ve silah teslimatlarına karşı yürüdü. Bugün de, Nakba’nın 78. yılında, Filistin halkının kendi kaderini belirleme mücadelesiyle dayanışmak için yine sokaklardayız.

DİDF Yönetim Kurulu

Köln, 15.05.2026